• Portal Hakkalyakin Board Portal
  • Forum Hakkalyakin Board Forum
  • Search Search
  • Help Community >
    • Forum Statistics Forum Statistics
    • Forum Team Forum Team
  • Calendar Calendar
  • Members JAMPS Members
  • Support Support >
  • Linkler Linkler>
    • PIXIZ
    • EZGIF
    • PEXEL
    • PIXABAY
    • BLOGIF
    • FREEPIC
    • OIEDiTOR
    • FOTOBEAR
    • COOLTEXT
Raşit Tunca Board
ANASAYFA -- FORUMUMUZA ÜYE OL -- ÜYE GiRiSi YAP

Raşit Tunca Board > DiNiMiZ iSLAM > iSLAMi BiLGiLER > Islam Tasavvufu Hakkında Bilgiler > Tasavvuf Ehlinin Pasif Gözükmesi Tasavvufun Tabiatından mı Kaynaklanıyor? >

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 3.07/5 - 14 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konu Görünümü
Tasavvuf Ehlinin Pasif Gözükmesi Tasavvufun Tabiatından mı Kaynaklanıyor?
Raşit Tunca
CO-ADMiN
**
CO-Admin
Yorumları: 7,708
Konuları: 6,741
Kayıt Tarihi: May 2018
Teşekkür Puanı: 0
Futbol Takımı: Galatasaray
#1
Oku-1  04-06-2025, 06:11 AM
Tasavvuf Ehlinin Pasif Gözükmesi Tasavvufun Tabiatından mı Kaynaklanıyor?

Türkiye’deki tarîkat kökenli oluşumların gerek ümmetin sıkıntıları gerekse idarecilerin bazı gayr-i İslâmî davranışlarını eleştirememesi ve pasif kalması, tasavvuf ehlinin tabiî tavrı mıdır, yoksa bu, zamanla körelmiş midir? Halk içinde Hak ile düsturunun bu yüzünü neden göremiyoruz? Tarîkat müessesesi halvet hayatı yaşamak gibi algılanıyor. Fikirden uzak menkıbecilik etrafında dönmesi, tasavvufun aslında böyle bir şey olduğunu mu bize gösterir, yoksa maalesef zamanla bu hâle mi bürünmüştür? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor.

Tasavvuf, güzel ahlâklı insan yetiştirme eğitimidir. Tasavvufun en mühim gayesi, rahmet insanı ve hayırlı bir ümmet inşâ etmektir. Kendini mânen ikmâl ettikten sonra, toplumun gidişâtından kendini mesʼul gören; diğergâm, fedakâr ve gayretli müʼminler yetiştirmektir.

Yani tasavvuf, insanı pasifize etmek değil, bilâkis pasif insanı aktif hâle getirme gayretidir.

Tasavvuf, hayatın eskāline/sıkletlerine rızâ göstermekle beraber, ıslâhı için saʻy ü gayret etmektir. Âtıl-bâtıl bir meskenet hayatı değildir.

Merhum babamız Mûsâ Efendi -rahmetullâhi aleyh-, ümmetin sıkıntılarına ve müslümanların zayıflığına bakarak, dünyadan el-etek çekmeyi değil, helâl yollarda çalışıp kazanmayı şöyle teşvik etmişlerdir:

“Artık bugün «bir lokma, bir hırka» devri geçti. İnsan kendi nefsinde (zâhidâne) yaşasa bile, aile hayatı var, toplum hayatı var, bunu tatbik edemez. Herkes çalışacak.

Dünyaya çalışmak, zâhiren dünya gibi olsa da mâneviyâta mânî değildir. Yani para, kasada olursa mânî değil, gönle girerse o zaman mânî olmuş oluyor.

Mutlak sûrette hizmet etmek ve faydalı olabilmek kaydıyla, hem dünyaya çalışacağız, hem de mânevî dersimizi inkişâf ettireceğiz. Onunla bunun hiçbir tenâkuzu yok.

Muhakkak iş yapma zarureti var. İnsan zaman gelecek inzivâya çekilecek, hakkıyla ibadet edecek, zaman gelecek, iş görecek.” (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri, IV, 188)

Tasavvufun en güzel yaşandığı devir, asr-ı saâdet devridir. O zamanlar tasavvufun ismi yoktu ama hakîkati vardı. Asr-ı saâdetteki şu hâdise, gerçek bir tasavvufî hayatın nasıl olması gerektiğini ne güzel îzah eder:

Ashâb-ı kirâmdan biri, içinde tatlı su gözesi bulunan bir dağ yolundan geçmişti. Burası çok hoşuna gitti ve:

“–Keşke insanlardan ayrılıp şu vâdide otursam. Ama Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den izin almadan bunu aslâ yapmam.” dedi. Sonra arzusunu Efendimiz’e anlattı. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“–Böyle bir şey yapma! Çünkü sizden birinin Allah yolunda çalışıp gayret sarf etmesi, evinde oturup yetmiş sene namaz kılmasından daha fazîletlidir…” buyurdu. (Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 17)

Gerçek tasavvuf da halk içinde Hak ile olabilmektir. (Halvet der encümen düstûru…)

Tarih boyunca, zamanın ve şartların zarûreti neyi îcâb ettiriyorsa, dergâhlar ona göre vazife görmüştür.

Dolayısıyla tasavvuf, mücâdele gerekirken bir kenara çekilip oturmak değildir.

Bilâkis, gerçek tasavvuf; hidâyet mahrumlarına tebliğle, müsterşidi (yani irşad bekleyenleri) irşadla, Allah yolundaki gayretlerle dolu bir mücadele hayatıdır.

Yine gerçek tasavvuf; bâtında nefse, zâhirde şerrin temsilcilerine karşı, sulhü olmayan bir cenktir.

Diğer taraftan, bir müslüman, eğer bir kötülük görürse, gücü yeterse eliyle, yoksa diliyle, o da mümkün değilse kalbiyle buğz ederek mücâdele etmekle mükelleftir. Bu, bütün müslümanların mes’ûliyetidir.

Meselâ Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri Bursa kadısı iken o mesleği bıraktı, Üftade Hazretleriʼnin terbiyesi altında mânen tekâmül ettikten sonra irşâda yöneldi. Cihâna yön veren pâdişahları îkaz ve irşâd eden bir gönül sultanı oldu.

Yine mutasavvıflar, mü’minlere karşı pamuktan yumuşak bir kalbe sahip olsalar da, harp zamanı küffâra karşı en şedit şekilde mücâdele etmişlerdir.

Meselâ 1853 Osmanlı-Rus harbinde Dağıstanlı büyük sûfî mücâhid Şeyh Şâmil ile Seyyid Tâha’l-Hakkârî Hazretleri ve kardeşi Şeyh Sâlih, Rus ordularına karşı Hakkâri ve Azerbaycan halkını harekete geçirdiler.

Ayrıca Seyyid Tâhâ -rahmetullâhi aleyh- kalabalık bir gönüllü ordusuyla, Ruslara karşı savaşan Osmanlı birliklerine yardım etmek üzere sefere çıktı.[1]

Osmanlıʼnın dağılmasından sonra Libyaʼda İtalyan işgaline karşı uzun yıllar boyunca destanî bir mukâvemet gösteren, 1931ʼde İtalyanların îdam ederek şehîd ettiği Ömer Muhtar, Senûsî Tarîkatiʼne bağlı bir zâviyenin şeyhi idi.

Velhâsıl, hangi devirde olursa olsun, gerçek tasavvuf erbâbı, Allah yolunda fedakârca hizmet etmiş; hayra anahtar, şerre kilit olabilmek için gayret göstermişlerdir.

Gerçek tasavvuf, dünyadan el-etek çekmek değil, kendine has bir usûl ve âdâb ile iç ve dış âlemin ıslahına gayret göstermektir.

Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin üç vasfı:

‒Haşyet: Bir müʼminin kalbi de havf ve recâ arasında olacak.

‒Rahmet: Bir müʼmin de rahmet insanı olacak.

‒Tebliğ: Hâliyle kāliyle, İslâmʼı temsil ve tebliğ edecek.

[1] Salih Uçan, Nakşibendî Şeyhlerin Mukaddes Sözleri, s. 69, Huzur Yayınevi, İstanbul 1983.

İslam ve İhsan


Twittear



Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
www Bul
Cevapla
« Önceki Konu | Sonraki Konu »


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Oku-1 Tasavvuf Neden Kötüleniyor? Raşit Tunca 0 567 04-17-2025, 06:24 AM
Son Yorum: Raşit Tunca
Dini-1 İslam'ın Kalbi ve Ruhu Tasavvuf Nedir? Raşit Tunca 0 705 11-13-2024, 07:52 PM
Son Yorum: Raşit Tunca
Dini-1 Tasavvuf ehli olmak için Raşit Tunca 0 601 11-12-2024, 01:11 PM
Son Yorum: Raşit Tunca
Dini-1 Tasavvufun Dindeki Yeri ve Önemi Raşit Tunca 0 590 11-12-2024, 08:31 AM
Son Yorum: Raşit Tunca
Dini-1 TASAVVUF TERİMLERİ VE DEYİMLERİ SÖZLÜĞÜ Raşit Tunca 0 841 06-18-2024, 01:44 PM
Son Yorum: Raşit Tunca
  Tasavvuf Yolunda Hak Tarikatlar Nelerdir ve Kurcuları Kimlerdir? Raşit Tunca 0 5,477 07-10-2022, 09:56 AM
Son Yorum: Raşit Tunca
Dini-1 Tasavvuf ve Sufizm Raşit Tunca 0 2,174 09-20-2018, 12:59 PM
Son Yorum: Raşit Tunca

  • Konuyu Yazdır
Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Dost Sayfalar1:

  • Bizde Forum
  • Bizde Blog
  • Dini Forum
  • Raşit Tunca
  • RT3 Board

Dost Sayfalar2:

  • www.raşit.tunca.at
  • Raşidi Tarikatı Blog
  • Efsane Board
  • Raşit Tunca
  • Bilge Forum

Sosyal Medya Hesaplarımız

                   
                   
  • Raşit Tunca Board
  • Yukarı Git
  • Arşiv
  • RSS
  • impressum
  • Hakkımda
  • iletişim Adresimiz
Support yardım | RAŞiT HOCA | Tarih: 04-07-2026, 03:39 AM Türkçe Çeviri: MyBB, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group. | Theme JAMPS